Skip to content

pamir bezmen – biyografi

Temmuz 29, 2011

PAMİR BEZMEN

 

Yağmurdan kalan bir günde Ayşe Sultan Korusu’na geldiğimde karışık duygular içindeydim. 60’lardan kalma gösterişsiz, biraz da yorgun evin merdivenlerini çıktım

Nermin Hanım’ın eşliğinde içeri girdim. Solumda ferah pencereden gözüken fıstık çamlarının ardındaydı, deniz. Eski bir İstanbul kartpostalıydı sanki, gördüğüm. Tam karşımda duruyordu, zarifçe hayata gülümseyen Pamir Bezmen. Işıklı bir çerçevede; siyah, beyaz.

 

Çeşitli zamanlardan iç içe geçen objeler, kitaplar ve mobilyalarla hüzünlü aynı zamanda sevgili bir havaydı soluduğum. Koltuğuma yaslandım adını birçok kez duyduğum Pamir Bezmen’in geçmişteki ayak izlerine doğru uzun bir yolculuğa çıktım. Rehberim onun en yakını, aşkı, hayat arkadaşı; Nermin Bezmen’di.

 

Pamir Bezmen Ayşe Şermin Hanımla ,Mehmet Cazım Bey’in oğludur. Çok kültürlü bir ailenin ilk çocuğu olarak 1936 yılında dünyaya gelir., Sonra Nil sonra da Tibet doğar. Baba Demirzade Cazım Bey Giritten, anne Şermin Hanım ise Selanik’ten göç etmişlerdir. Cazım Bey İngilizce, Fransızca, Arapça ve Elenika konuşur. “Safranbolu Evleri”ni sergileyen ünlü suluboya ressamlarımızdan Şermin Hanım High School mezunudur. Aydın, yüzünü batıya çevirmiş uzun bir geçmişi biriktirmiş, harmanlamış bir aileye mensuptur, Pamir Bezmen.

 

Pamir Bey’in anne ailesinin kökleri İtalya’nın Livorno kentine, babasınınkiler ise Girit, Spina Longa’ya dayanır . Tekstil tarihimizin en önemli isimlerinden “Mensucat Santral”in yapı taşları yaklaşık 400 sene önce Livorno’dan kopup önce İstanbul’a, sonra Selanik’e ve yüzyıl başında İstanbul’a geri dönerek, yerleşen bu aileye kadar uzanır. Ticaretle uğraşan Selanik’in ünlü tüccarlarından Halil Ali ve yine çok büyük tüccar Refik Recep’in kızı Vedia Hanımın evliliğinden Fuad Bey, Şermin Hanım, NazımAli ve Refik dünyaya gelir. Neredeyse mübadeleden bir çeyrek sene önce aile 1900’lü yılların başlarında Selanik’ten İstanbul’a taşınır. Pamir Bezmen’in arşivlerden, aile sözlü tarihinden derlediği bilgilerle yüzümüzü geçmişe çevriyoruz:

 

Halil Ali Brothers Şirketi

Geçmişte Selanik, Osmanlı imparatorluğunun her yönüyle batıya açılan penceresi ve çok yönlü bir merkez. Benim ailem de burada merkezlerini kurmuşlar. Bugün yaşanan globalleşmenin fotoğrafını geçmişte de görüyoruz. Bu globalleşme bizim cetlerimizin birer kolunun Avrupa’nın muhtelif şehirlerine yerleşmesiyle başlıyor. Ağababamın kurduğu Halil Ali Brothers Şirketi dünya çapında ticaret yapıyor. Viyana, Berlin, Manchester’da merkezler kuruluyor ve Osmanlıyla ticaret yapılıyor.

Bir şirket Milano’da. Bir dayımız var Recep Dayı Ağa Babamla ortak ve Manchester’da, bir kol Arjantin Buenos Aires’te . Türkiye’de de bir network kurmuş İstanbul; İzmir, Mersin ve Adana ‘da dükkanları var.. Bir mektubun 2 ayda gittiği bir zamanda Osmanlıdan halı geliyor, pamuk geliyor. Halı satılıyor ,mesela bez alıyorlar. Bu bezi Osmanlı zevkine göre bastıracak bir basımevi fabrika buluyor, Manchester’da. O zaman ki Türk zevkine göre baskı yapılıyor. Gemiye yükleniyor, Selanik ‘e geliyor. Ve Selanik’ten dağılıyor. Yani bir fasonculuk yapılıyor. Aslında bir yarı imalatçılık. Henüz fabrika yok. Ama imalat sanayine büyük bir adım. Ticaret yaparken de şehrin gelişmesinde çok etkili olmuşlar. Refik Recep (anneannemin babası) şimdiki adı Şişli Terakki olan Terakki Mektebi’nin Kapancılarla birlikte kurucularından. Anne tarafından dedem Halil Ali bu mektepte okumuş. Hocası Şemsi Efendi, Atatürk’ün de hocası. “

 

1927 de Sanayi Teşvik Kanunu’nun çıkarılmasından hemen sonra Atatürk’ün sanayileşme çağrısına ilk koşan Ağababa, Halil Ali olmuş. Sanayi devrimine ilk harcı atanlardan biri .

 

1929 ‘da İstanbul Kazlıçeşme ‘de bir tekstil fabrikası kuruluyor. Halil Ali 60 yaşında. Yedikule’deki Withall’ların Akmeşe adlı fabrikası da alınıyor.Akmeşe Pamuklu Mensucat; pamuktan ipliği, iplikten kumaşı üretiyor.. Kumaş apreneliyor. Avrupa standartında üretim yapan ilk fabrika. “Halil Ali Basması” çok ünlü. 1934 yılında ise yepyeni teknolojiyle “Mensucat Santral” kuruluyor.

 

Aynı yıl “Soyadı” kanunun çıkması üzerine Halil Ali İstanbul’da Vardar soyadına talip olur. Damadı, Pamir Bezmen’in babası Cazım Bey ise İzmir’de Demirzade’yi almak ister. Ancak bu soyadları daha önce alınmıştır. Aynı soyadı bir şehirde iki kez verilmemektedir. Halil Ali “Biz , bez işi yapıyoruz, o halde “Bezmen” soyadını alalım” diye karar verir, damadına da teklif eder. Sonraları bu karar “kızından olan çocukları da aynı soyadı etrafında toplama arzusu olmalı”, diye yorumlanacaktır.

İzmir’de kumaş ticareti yapmakta olan Cazım Bezmen’in babası Hüseyin Bin Demir Bey, Mübadeleden önce Girit Adası’nda Knossos Çiftliği’nin sahibidir. Knossos, Heraklion’da buğday yetiştirip, yel değirmenlerinde öğüten koca bir tesis. Bir anlamda Girit’in ekmeği Demiraçi Hüseyin beyin eline bakıyor. Sonra Mübadale’de 62 parça mülk bırakıp, İzmir’e yerleşiliyor.

1936 yılında Pamir Bezmen’in doğumuna az kalmış. Meşhur illüzyonist  Zati Sungur Arjantin’e gittiği sırada, Bezmenlerin Buenos Aires şubesinin başında Nazım Ali Bezmen var. Zati Sungur’u çok iyi ağırlıyorlar. O da dönüşte, Refik ve Atiye Bezmen’in Pamir için hazırladığı çocuk eşyalarını ve kırmızı direksiyonlu, pedallı bir metal arabayı getiriyor. Daha doğmadan gelen araba , çok seveceği yarışçılığın habercisi, belki de..

 

Aşirefendi. Sultanhamam’da; dede, torun

Halil Ali’yle ailenin en büyük erkek torunu Pamir Bezmen arasında farklı bir sevgi var. Öyle ki kuşaklar öncesinden gelen aile yüzüğünü yıllar sonra ona teslim ediyor.

Yazları İstanbul’da geçirilen yıllarda Sultanhamam’ın ünlü Ağababasını, Halil Ali’yi dibindeki, hep yanı başındaki küçük Pamir’den öğreniyoruz.

1942 yılı Mensucat Santral kurulmuş. Küçük bir çocuğum. Bomonti’de otururduk.Ağababam her yere beni taşırdı. Bayılıyordu beni taşımaya. 2. Mevkii tramvayla giderdi işine. Tünele kadar bir tramvayla giderdik. Tünelden aşağı yüksek kaldırımdan yürünürdü. Oradan köprüyü geçer, mağazaya kadar yürürdük. Kendini çok bonkör hissettiği günlerde Tünel’den Eminönü’ne kadar da tramvaya biner, orada iner, Aşirefendi’ye kadar bir elinde bastonu diğer elinde ben yürürdük.

Bir şeyler anlatırdı, hep. Tarih anlatırdı. Bazen de şiirler okurdu. Ağababamın yazıhanesi, mağazanın en arkasındaydı. Yazıhane dediğim bir masa ve onun koltuğu. Personel olarak; Kirkor Efendi, muhasebeci Hasan Kabuli Bey bir de Madam Anna vardı. Raflarda da birkaç kumaş. Fabrikadan satış yapıldığı için fazla kumaş yoktu.. Uzun bir dükkandı. Çocukluğum orada geçti sayılır. O; dükkanda oturur, çok fazla konuşmazdı. Her lisandan şiir okuduğunu hatırlıyorum. İyi Fransızca bilirdi. Kendi kendine öğrenmiş.Bir şeyler danışmak için gelen giden çok olurdu. Ağababam Sultanhamam’da bir tür ticaret mahkemesi görevi üstlenmişti. Çok eskiden gelen bir gelenek. Onun büyükbabası ve hatta onun da büyük babası aynı işi yaparmış. Resmi bir görev değil ama yaptırımı var. Hatta rahmetli Sakıp Ağa bir davette babasının Adana’dan geldiğinde Halil Ali’den Sultanhamam için icazet almak durumunda kaldığını anlatmıştı.”

 

Yine aynı yıl aileye, unutulmaz hatıraların yaşanacağı yeni bir üye katılır. Hitler’in en yakınlarından Alman Büyükelçisi Franz Von Papen Ankara’da bombalı bir suikast girişiminden şans eseri kurtulur. O zamana kadar kullandığı Gazojenli Mercedes Benz otomobilini satılığa çıkarır. Bezmenler alır. Pamir Bey’in ilk kullandığı otomobil bu olacaktır. Sonradan anılarında “dört kapılı, “dekapotabl”, tenteli üstü açılıp, kapanabilir siyah renkli, çirkin bir otomobil diye geçer. 7 yaşındadır, o kadar küçüktür ki ayakta kullanır. Trafik Kanunu çıkmadan önce de 15 yaşında ehliyet alır.

 

Ailenin tüm üyeleri ticaretle uğraşıyor gibi gözükür, ancak Pamir Bezmen’in ailesinde iki derviş vardır. Biri baba tarafından Cazım bey’in dayısı Bektaşi Dedesi İbrahim Nafi Bey diğeri Mevlevi Mehmet Esad Dede’dir. Esad Dede Mesnevihan, aynı zamanda da değerli bir yazardır. Ölümünden önce Kasımpaşa Mevlevihanesindedir.

 

Sevgili Karşıyakam, unutulmaz Robert Kolej

Pamir Bezmen anılarında unutulmaz bir yer tutan Karşıyaka’yı çok sevmiştir. Kozmopolit, modern, şık bir yerdir, İzmir. Karşıyaka’da iki, üç katlı köşkler vardır. Onlar Çamlık sokakta otururlar. Biraz ilerde Krepsiler, ön tarafta Manço’ların kiraladığı işgal sırasında Konstantin’in oturduğu bina yer alır. Onların köşesinde Durmuş Yaşar ve eşi Hikmet hanımın köşkü vardır. Cazım Beylerle, Mançolar bezik oynar. Aralarında Pamir, Nil, Aytaç Manço, Mark Krespi’nin de olduğu çocuklar hep birlikte komşu bahçelerde koşuşturur, yaramazlık yaparlar. Kapının önünden denize girilir, ailelerle birlikte radika, kuzukulağı toplamaya Yamanlara gidilir. Tek atın çektiği, tek vagonlu tramvaya atlanır, Vatman Rasih Efendiyle şakalaşılır. Akşamüstleri 5 çayları, cumartesi günleri akordeonlar eşliğinde küçük kanepelerle sunulan ince uzun bardaklarda bol sulu rakıların içildiği garden partiler olur. O yıllarda kurulan dostluklar ömür boyu sürer. Pamir Bezmen’in hem bu anılarından hem de araştırmalarından destek gören diğer bir Karşıyakalı Yaşar Aksoy 99’da “Karşıyaka , Bir Aşkın Hikâyesi” adlı kitabını yayımlar.

 

1947’de 11 yaşında o dönemin yatakhane ağabeyi şu an emekli büyükelçi Nurver Nurveş’in adeta eline doğar. Tuncer Karakurt’la yatakları yan yanadır. İlk bir sene annelerini özlerler, geceleri hep ağlarlar. Sonra da hafta sonu eve gitmeyip okulda kalabilmek için ceza almaya çabalarlar. Büyük eğlence vardır.

Ayşe Sultan Korusu’na duvarı aşıp girilir; çizmeli bekçileri ve havlayan köpekleri atlatarak ayvalar çalınır, yastık kılıflarına doldurulur. Bina amiri Robert Allen’in gözde çocuklarından biri de Pamir’dir . Mükemmel İngilizcesinin temelleri Mr. Allen’ın geliştirdiği bir teknikle oluşmuş. Gençlik dönemi başladığında ise kolejdeyken (bugünkü Boğaziçi Üniversitesi) kız kolejine (bugünkü Robert Kolej) dağdan gidilir.Levent Çiftliği’ne kurtların indiği yıllardır. Sanki kurtlar kızları erkeklerden, erkekleri de kızlardan koruyorlar.Yine de korku birbirleriyle flört etmelerine, sonra da evlenmelerine engel olmaz. Eğlencenin bol olduğu Robert Kolej aynı zamanda güçlü bir kültürel dokuya sahip. Tiyatrolar oynanıyor, okul gazeteleri çıkarılıyor. Pamir Bezmen “Campus” ve “Campus News”un başyazarlığını yapıyor. “İzlerimiz” ve “Spectrum”un da sanat yönetmenliğini üstleniyor.

Bu dönemde Ağababa Şişli’de Atatürk’ün evinin (şimdi müze olan) karşısındaki Ömer Bey Apartmanında yaşıyor. Haldun, Güler Dormenler komşuları. Okula kadar giden yol; Mecidiyeköy’e kadar uzanıyor, sonra hem yol hem yerleşim bitiyor. Karda kışta, Tuncer Karakurt ‘la beraber kayaklar sırtlanıyor ve okula doğru kayıyorlar. Artık çılgın gençlik yılları başlamıştır. Ömer Bey Apartmanı’nda yapılan eğlenceli partiler ailenin çiftliklerinde devam eder.

Bezmenler bir zamanlar, sadece sanayi tesisleriyle değil, çiftlikleriyle de ünlüdür.

Kıyafetlerinden çiçeklerine, minyatürlerine kadar farklı bir hayat tarzının olduğu İstanbul’un hem av, hem mesire yeri olarak değerlendirilen güzellikleridir, bu çiftlikler. Ortalarında av köşkleri… Küçük, güzel, şömineli mekânlar.. .

 

Ailede av sporuna candan bağlı olan, “Üç padişah, bir halife ve on cumhurbaşkanı zamanında yaşamış olan” ve geçtiğimiz günlerde 101. doğum gününü kutlayan Pamir Bey’in dayısı Fuad Bezmen’dir.

Dayısı Fuad Bey Pamir’i centilmenlik prensiplerine bağlı, iyi bir avcı olarak yetiştirir. Büyükçekmece’deki Geren Bağ Çiftliği’nde, Prens Abbas Halim Bey’den av inceliklerini öğrenir. Dayısının av arkadaşları Prens Abbas Halim Bey, Mimar Feridun Kunt, Feyzi Dinamit, Bal Mahmut (Baler) ‘in sohbetlerine katılır.Hekimbaşı ve Levent Çiftliği de av için gidilen harika yerlerdir. Bugün Maslak’ta bulunan İstanbul Teknik Üniversitesi, Harp Akademilerinin bir kısmı, Atlı Spor Kulübü tesislerine ait araziler de sıkça gidilen av mekanları. Ağababa’nın ölümünden sonra çeşitli hayır kurumlarına bağışlanmış.

 

1950’li yıllar ailelerin yakınlaşmasıyla tanışılıp ömür boyu süren Pamir Bezmen, Karaca Taşkent dostluğunun başladığı, yıllardır aynı zamanda. Anlamlı bir gülümsemeyle anlatılan Yeşilköy’de su , Uludağ’da kar kayağının, Nişantaşı, Dolmabahçe arasında otomobil yarışlarının, yapıldığı “delikanlılık”ın doyasıya yaşandığı yıllar… İlkay Bilgişin ve Güray Zorlu’nun da içinde olduğu Pamir Bey’in Robert Kolej yıllarındaki dostlukları, farklı zamanlarda, mekanlarda, hatta farklı ülkelerde yerini her seferinde başka anılara bırakarak sürer.

 

1958’de Robert Kolejden Makine Mühendisi olarak ayrılır. Sonra ABD’de Oklahoma State University’de Endüstri Mühendisliği ve Yöneticilik eğitimi alır. “The Labour Situation in Turkey”adını taşıyan tezi oldukça anlamlıdır. Doğduğu yıl olan1936’da sosyal haklar ve sosyal güvenlik açısından ilk iş kanunu çıkarılmıştır. Oysa bu tarihten çok önce, Mensucat Santral’de ölüm, doğum ve evlenme yardımları yürürlükte. Fabrika doktoru var. Günlük yemek listesi işçileri kalori ihtiyaçlarına göre doktor denetiminde hazırlanıyor. İşçi işveren ilişkilerinde yıllar öncesinde deneyim kazanmış bir aileden gelen, tezini de bu konuda yazan

Pamir bey sonra kuracağı TASAŞ’ da da uygulamalarıyla öncü olacak, işçileri tarafından çok sevilecektir.

 

60’larda II.Abdülhamit’in kızı Ayşe Sultan Korusu iskana açılır. O yıllarda Emlak Caddesindeki (bugünkü Abdi İpekçi Caddesi) aile apartmanında oturan Şermin Hanım ve oğlu Pamir korudan bir arsa alırlar. Pamir Bey’in kolejdeyken ayvalarını yediği ağaçların bir bölümü de onların olmuştur. 62’de Şermin Hanımların yazlığı olarak burada yapılan evin bahçesinden Pamir’in çok sevdiği okulunun arazisine bir de kapı açılır. İşte bu ev Şermin Hanımın vefatından sonra çocukların ortak kararlarıyla Nermin ve Pamir Bezmen’in yaşayacakları, yaşatacakları , anıları ve tarihi biriktirip, kayıtlayacakları yer olacaktır.

 

Pistlere hızlı bir başlangıç

Pamir Bezmen ABD’de master yaparken pistlerde yarışmaya başlar. İlk yarıştığı otolardan biri 1960 model Elva Formula Junior. Sonra Corvette firmasının sponsor olduğu Corvette’le yarışır. Hatta Amerikalılar tarafından “Terrible Turk” diye adlandırılır. Güzel bir otomobilin, hele bir klasiğin her zaman heyecanlandırdığı, Pamir Bezmen otomobil tutkusunu Türkiye’de de sürdürür. Katıldığı pist yarışmalarının sayısını bile hatırlamıyor. Sorulduğunda, “birkaç düzine kupam olduğunu biliyorum” demekle yetiniyor. Saatte 300 km hız yapan otomobiller kanına girmiş bir kez. Öyle ki annesi Şermin Hanım, “Yeter artık, sen araba yarışçısı mısın?  Türkiye’ye dönüyorsun” demese, belki bugün çok tanınmış usta bir pilot olarak anılacaktı.

Ülkemizdeki ralli geleneği Türkiye Turing Otomobil Kurumu ile başlar. Henüz ülke için o kadar yenidir ki, bu sporun adının “ralli” olmasına 1969’da içlerinde Karaca Taşkent, Güray Zorlu, Ahmet Tollu ve Sibel Tanberk’inde bulunduğu ve başkanlığını Pamir Bezmen’in yaptığı Spor Komitesi’nde karar verilir.

 

Pamir Bezmen’in aile tarihine, kökenlerine olan ilgisi 70’lerde onu Girit’e götürür. İlerde defalarca anlatılıp, gülünecek bir hikayedir, bu. Pamir Bezmen 70’lerde o zamanki eşi Grace, yakın arkadaşı Aldo Kaslowski ve eşiyle birlikte aile evini bulmak üzere Girit’e; Hanya’ya yolculuk yapar. Bir tarif üzerine gider, meydan, ortada çeşme, arkasında camii, sol tarafta kahve ve onun yanında 3 katlı konak. Kapıyı çalarlar, kapı onları kibarca karşılayan Giritli’ye geçmişte dedesinin bu evde yaşadığı anlatılır. İçeri davet edilirler, kahve eşliğinde gözler nemlenir, fotoğraflar çekilir. Arkadaş olunur, bir daha görüşmek üzere vedalaşılır. İstanbul dönüşünde ailenin Girit’ten gelirken beraberlerinde getirdikleri evlatlıkları Nazlı’ya Hanya anlatıldığında. Nazlı gülerek evin Hanya’da değil Kandiya’da olduğunu söyler. Yanlış şehirdeki çeşmeli, camili kahveli konağa gitmişlerdir.

 

ABD’den dönüşünde, öğrenciliği boyunca yazları çalıştığı dayıları Fuad ve Refik Bezmen’in başında olduğu ailenin şirketlerinde ve Mensucat Santral’de yönetim kurulunda yer alır. Aynı zamanda Türk Ytong Sanayi A.Ş’de kurucu olarak çalışmaya başlar. Üretimde verimi arttırmak için çeşitli araştırmalar yapar ve çok yararlı olur.

Sonrasında TASAŞ(Türk Ambalaj Sanayi) ni kurar. Teneke kutu üretiminin yapıldığı Avrupa ve Ortadoğu’nun en modern bir tesislerinden biridir, TASAŞ.

 

Aşk hayatı yeniler

TASAŞ ’ın henüz kurulduğu yıllarda Nermin Bezmen henüz 19 yaşındadır, üniversiteye devam ederken, yönetici sekreter olarak , Pamir Bey’le çalışmaya başlar. Bu tanışmadan kısa süre sonra aşk her iki tarafın da kalelerini fetheder. Tecrübesiz, toy bir geç kızdır Nermin Hanım, Pamir Bey ise evli olgun bir erkek . Pamir Bey; annesinin “hayatının en doğru kararı olur”, diye belirttiği Nermin Hanım’la 6 ay içinde evlenir.

Aşkın cesareti, her şeyi değiştirebilme gücü ve o günden başlayıp günümüze kadar yayılan büyük bir güvenle uzun soluklu bir serüven başlar.

Kızları Pamira doğduğunda 15 günlükken bilinmeyen bir geleceğe yol alır gibi, Marmara’da denize açılırlar. Aylarca İstanbul’a çok uzak olmayan istiridye tarlalarının her yanı kapladığı, balığın bol olduğu ,sessiz adalara demirlerler.Sabahları Pamir Bey’in Cevizli fabrikasına gitmek üzere sandalla kıyıya bırakıldığı, gün boyu bebeğine bakan Nermin Bezmen’in akşamları yine aynı sandalla eşini karşıladığı, baş başa yaşanan yalıtılmış zamanlar geçer.

 

Sonra Manisa fabrikasından dolayı İzmir’e geçilir. Bebekler ikiye çıkmış, Cazım doğmuştur. Bomboş yollardan, zeytinliklerden, dağlardan geçerek ,hafta sonları üstü açık bir arabayla Ayvalık’a gidilir. Bebekler küçük annenin kucağında, battaniyeye sarılı, hızla giderler. “Momentum kanununa göre kâfi derecede hızlı gidilirse içeri su girmez “, der Pamir Bey. Tabii kırmızı ışıkta durunca, yerler yağmuru. Hatta iki bebek yanlarında, çok şık giyinip Fuar’a; Kübana ya da Mogambo’ya giderler. Geç saatlere kadar dans edilir. İnciler daima ışıltıyı açığa vurur.

 

1977, Pamir Bezmen’in 20 yıl sürecek olan Bangladeş’le dostluğunun, Fahri Başkonsolosluğu’nun başladığı yıldır.

 

Hayat hızla, kendi dinamiğinde akarken 1980’lerde Pamir Bezmen’in iş hayatı hoş olmayan bir sürece girer. Aile içinde başlayan “ilk ayak oyunları”, giderek büyütülen huzursuzluk sonucunda Cevizli’de iki, Manisa’da bir fabrika devredilir. Pamir ve Nermin Bezmen durup, kenara çekilmeyi tercih eder..Ve aktif iş hayatını bırakırlar. Sonra hiçbir şey kolay olmaz. Yine de ta en eskiden, ilk başladıkları zaman olduğu gibi “Biz el ele verip, bir şeyler yaparız,”derler. Bu kez sancılı ama farklı bir dönem beklemektedir.

 

Ancak 90’larda da dev kuruluş “Mensucat Santral”in olaylı bir şekilde kapanması aileye büyük darbe olur. Pamir Bezmen’i en çok üzen kaybedilen servet değil, ailenin kuşaklar boyu öncesinden gelen, büyük emek ve fedakârlıklarla yapılanan “adı”nın yıpratılmasıdır.

 

Bu maddi ve manevi büyük sarsıntı zarifçe, cesaretle taşınır. Çocukların büyümesi, sahip oldukları değerleri yaşatmak, yeniden yeniden mutlu olmak için büyük bir çabaya girişilir.

 

Yeni bir başlangıcın sesi: “Kurt Seyt&Shura”

Nermin Bezmen o zamana kadar Ağababa’nın torunu, Fuad Bey’in yeğeni ünlü iş adamı Pamir Bezmen’in eşi olarak bilinirken; tüm kökleriyle birlikte “Kurt Seyt&Shura” adlı tarihi romanıyla 92 yılında birdenbire hayatımıza girer. 1916-1918 yılları arasında Kafkasya’nın ve Osmanlının son döneminde geçen bir aşk hikayesini anlatır. Nermin Hanım’ın anne tarafından dedesinin yaşamıdır, konu edilen. Yazım aşamasında tarihe ve köklere ilgisi giderek artan Pamir ve Nermin Bezmen çok emek verirler. 80’lerde şirketlerinin kapanmasının hemen ardından “Tekstilin kaybettiğini tarih kazanır” diyen Pamir Bey sanki o günlerde geleceği tahmin etmiştir. Kâh elinde 1700’lerden kalma bir atlasla gelir, kâh Kırım üzerine çalışan eşine ”Kırım’a gidiyoruz.”der. Romanın yakın şahidi, yazarın en büyük destekçisidir. Kurt Seyt & Shura , akabinde Pamir Bezmen’in çevirisiyle Amerika’da yayınlanır. İkisi de Osmanlıca dersi alırlar. Pamir Bey iyice ilerletir ve şu an basım aşamasında olan “Girit Salnamesi”ni çevirir. Hocası Salih Bey’le birlikte haftada bir gün aksatmadan Cağaloğlu’na, Osmanlı Arşivlerine giderler. Bezmen çifti çocukluklarından itibaren sohbetin, dansın, şarkıların ve şiirlerin hararetle paylaşıldığı olduğu ortamlarda büyümüşler, iki tarafın da kültürlerini sofralarına yansıtmışlar. Pamir Bezmen’in “Ben genlerimdeki Giritliliği hep hissederim. Selanikliliği de. Hele Ege kıyılarında karımla oturup, balık, zeytinyağlı otlar, radikalar, stamnagatiler eşliğinde rakı ve ouzo içereken bu özlemim daha da artar.”diye vurguladığı köklerinin lezzetleri söz konusu olduğunda giderek muhteşem bir aşçı olan Nermin Hanım’dan en sevdiği yemeklerden birinin domates ve yumurtayla yapılan Selanik Dolması olduğunu öğreniyoruz. Pazar sofralarında , fava, zeytinyağlı Ege otları, Nermin Hanım’ın dede tarafından gelen havyar blini , tuzlu sardalya ve Pamir Bey tarafından demlendirilmiş rakı ya da sarı votka bulunuyor. Mumlarla aydınlatılmış masa dostlarla paylaşılıyor. Danslar ediliyor, şiirler okunuyor. Şiirler genellikle Nazım Hikmet’ten, okuyansa kendisi de şair olan Nermin Hanım.

Nermin Bezmen’in ard arda yayımlanan kitapları, bestseller olur. Resim sergileri açar. Minyatürden, suluboyaya, özgün baskıdan, restorasyona uzanan geniş birikimini yansıtan resimleri her zaman alıcı bulur. Kurt Seyt&Shura’yı bu kez de Romanyalı ninesi Murka’nın hikayesi izler. Chronicle Dergisi’ndeki “Zihnimin Kanatları” köşesinde düzenli olarak okurlarıyla buluşur. Yazarın, Önümüzdeki günlerde basılacak olan son romanı merakla bekleniyor.

 

Çiftin “en önemli servetimiz “, diye nitelediği 200 yıllık bir kütüphaneleri var. Edebiyat ve tarih ağırlıklı kütüphanede Türkiye’deki birkaç tam koleksiyondan biri Servet-i Fünun koleksiyonu mücevher gibi özenle saklanıyor. On bini aşkın kitabın bulunduğu bu değerli koleksiyonda Girit, Selanik, Balkanlar ve Kafkasya’ya ait zengin bir arşiv söz konusu.

Kitapların yanı sıra tarihi evraklar ve kayıtlar da büyük bir alan oluşturmuş.Ailenin değerlerine sahip çıkılmış. Pamir Bey ‘in çok genç yaşından itibaren biriktirmeye başladığı yazılı kaynaklar, ailenin, uzak ve yakın çevrenin mektupları , kartları evraklarıyla çoğalıp, zenginleşmiş. Dünyada her nereye gidilirse sahaflara, antika kitapçılara girilip saatler geçirilmiş.

 

Derlemeye çalıştığı Girit ve Selanik tarihi ile ilgili bir triloji üzerinde çalışırken Nikos’un “Lavanta Lavanta” romanıyla tanışır. Girit’teki çok kültürlülüğü konu edinen bu kitabı Türkçeye kazandırır.. Baba tarafı İstanbullu, ana tarafı Giritli olan yazar Nikos Stavrolakis’le Pamir Bezmen arasında güzel bir dostluk başlar.

Nikos aracılığıyla 1944 yılından itibaren bir ören olan Hanya’daki Etz Hayyim Sinagogu restore edilir. “Dünyanın Korunması Gereken 100 Tarihsel Anıtı” kapsamındaki sinagogun 1999’ daki açılışına dünyanın çeşitli kurum ve kuruluşlarından üç yüzü aşkın konuk katılır. Açılışa Bezmen çifti de davetlidir.

2000’de yayımlanan“Lavanta Lavanta”nın önsözünde Pamir Bezmen tüm kalbiyle inandığı “barış”ı vurgular “Keşke artık kavga da, soykırımı da bitse de rahat yaşayıp hayatın zevkine varsak. Ecelimizle ölsek. Mezarlarımızın talan olmayacağı yerlerde gömülsek. Çoluk çocuğumuz da öyle… İsteyen gidip oralarda yaşasa, isteyen buralarda. İnsanlar, devletler, ırklar, dinler arasında barış olsa.”

Aynı vurguyu bu kez de organizyonunu yaptığı Türk Yunan rallileri sırasında tekrarlar.

Çok sevdiği; adalara , komşulara rahatça, sınırsız, vizesiz gidebilmek belki çocuklar, belki de torunlar için mümkün olsa”, diye özlemini dile getirir. Klasik otomobil rallileri hep Yunanlılarla ortak. Ege rallisinde senede bir defa da karşıya geçilip yapılıyor. Co-pilot her zaman Nermin Bezmen.

 

Nostalgia&Fantasia “Tarihte Bir Otomobil Gezintisi”

Pamir Bezmen’in SCCA, Sports Car Club of America’ya üyeliği yarışçılığıyla başlar. Aynı zamanda CCCA, Classical Car Club of America üyesi de olan Bezmen,1991-2007 arasında Antik Dekor dergisinin “Nostalgia&Fantasia” adlı köşesinde yapar.

Bazen çok sevdiği 66 Ford Mustang’le, kimi zaman 59 Corvette’le ya da babası Cazım Bey’den kalan Buick’le, garajının gözdesi, gelini 63 Jaguar’la okurlarını tarih içinde doyumsuz bir yolculuğa çıkarır.

 

II. Dünya Savaşı yıllarına, İstanbul’da ki 265 tramvayın yakıt tasarrufu nedeniyle135’e indirildiği yıllardayız. Hitler Sütlüce’de “Yahudi fırınları”nı kurmak istiyor.

Aynı yıllarda“Belki de bu anlatacaklarımı görmedim, sanırım ertesi günü duydum “diye anlatıyor köşesinde, Pamir Bezmen. Sonradan çok tartışılacak “Varlık Vergisi”nin sıcak günlerine gidiyor. “Ama eminim ki Hasan Kabuli Bey ordaydı. Bir gün kapıdan bir adam girdi Ağababama “Size 500. 000 vergi tarh edecekler”. Söz konusu olan “Varlık Vergisi”.” Eğer, bana 50.000 lira lütfederseniz vergiyi 75’e indiririz. Bu size 125’e biter”, diyor. Ağababam onu, o uzun mağazada kovalıyor, kovalıyor. Aradan 1 hafta geçiyor. Aynı adam bir müfreze askerle gelip yeni vergiyi tebliğ ediyor. Yeni vergi 2 milyon lira. Ve vergi zamanında ödendi Aşkale’ye gidilmedi. Bu vergi ailenin üzerine hışım gibi çöktü.

“…..giden 1400 kişiden 21 kişi geri dönmedi. …İnsanlara verdiği güvensizlik, üzüntü inanılmaz boyutlardaydı. Ermeni, Balat Rum ve Amerikan hastanelerine de vergi tahakkuk ettirildi. Varlık vergisi mali açıdan da bir yarar getirmedi. Türk sanayine de zararı dokundu. Birikim yok oldu. Yabancı sermaye ürktü yatırım yapmadı. Ya kaçtılar ya da silindiler.”, diye aktardığı yakın tarih kayıtlarını kendi hayatındaki konuşmalardan ve kütüphanesindeki dönemin maliye müfettişi Faik Öktem’in hatıratından derler, Pamir Bey.

 

Tarihte Bir Otomobil Gezintisi” Sappho’nun adasına geçip, uluslararası rallilere katılarak sürer. Pamir Bezmen arada bir köşesinde muzipçe sorar; “Otomobiliniz eski mi, klasik mi?”

Okurları klasik otomobillerin ihtişamlı dünyasında dolaştırır, estetikle tekniğin mükemmel birlikteliğine götürür..1916 Kırım’ına kadar gider bu yolculuk ,Ekim devrimi öncesi yaşanan trajedilerdir, bu kez konu. Sonra bambaşka bir mekana, zamana geçiverir. II. Abdülhamit zamanında bu yüzyıl başında Ragıp Paşa’nın kurduğu “Umurca Rakı Fabrikası”ziyareti okurları şaşırtır.

.

Ayrı kökenlerden gelip, İstanbul’un aynası kültür mozayığını yansıtan, bir çatı altında birleştirip zenginleştiren, hayatı tüm incelikleriyle, aşkla paylaşan ev sahiplerinden Pamir Bezmen’i geçtiğimiz aylarda kaybettik.

Şimdi gün dönüyor. Zaman kendi yolunda salınmayı sürdürüyor. Fıstık çamlarının rengi giderek koyulaşıyor. Boğaz’ın ışıkları tek tük yanmakta. Akşam oluyor. Nermin Bezmen’le

vedalaşıyorum.

 

Yavaşca merdivenlerden iniyorum..

 

A.Handan Yalvaç Kaplan

 

 

 

Kaynaklar:

 

Fuad Bezmen, Bir Duayenin Hatıratı, Derleme Nermin Bezmen, PMR Yayınları, 2002

Lâvanta Lâvanta, Nicholas Stravroulakis, Çeviri; Pamir Bezmen, PMR Yayınları, 2000

Antik Dekor Dergisi, (1991- 2007 )

 

Aşağıdaki kaynaklar Pamir Bezmen’in bizzat katıldığı etkinliklerdir.

Tarih Vakfı “Tarihe Tanıklık Edenler Panel Dizisi, 31Aralık 1994”, “Varlık Vergisi”

Tarih Vakfı “Tarihe Tanıklık Edenler Panel Dizisi, 27 Ocak 1994”, “Türkiye’de İlk Sanayiciler”

Türk İktisat Tarihi Seyir Defteri” adlı belgesel film, 1992.Yönetmen Enis Rıza, Yapım; VTR  

 

Karaca Taşkent, İlkay Bilgişin, Aytaç Manço, Güray Zorlu, Tuncer Karakurt, Sibel Tanberk, Haldun Dormen,

From → Uncategorized

Yorum Yapın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: